Devlete Neden Kapak Atmadım?

Atamadım. 

Haha!

Aslında denedim, kapak atmayı değil de gerçekten ecdadımın mirasına sahip çıkmak adına orada bulunmam gerektiği için. Nitekim Kıbrıs'ta bir proje için çalışırken bir meslektaşımın gizli bir belgeyi İngilizlere sattığını biliyordum. Her şey bir yana en azından hain olmadığıma emindim.

Bunları paylaştım diye tutuklanırsam çamaşır getirmeyi ve Nabrut dışarı eylemlerine katılmayı unutmayın lütfen. Bu bir vefa borcudur. Haha!

Neyse efendim; sonra KPSS'ye girdim ve yüksek bir puan aldım. İlk çıkan fırsatta da iş başvurumu tamamladım. Öyle bir ilan ki hani bazen üniversitelerde kadro açılıyor da sadece kadronun sahibinin ismini yazmadıkları kalıyor, hah işte o kadar bana cuk oturan bir iş tanımı vardı.

Bakanlığın ilanına başvuruyorum, mülakata katılmaya hak kazanıyorum. Sınava girecek kişilerle aynı yerde bekliyor arada da sohbet ediyoruz. İçlerinden biri de ismi itibarıyla özellikle dikkatimi çekiyor ve aklımda kalıyor. Bu ayrıntı önemli burayı unutmayın.

Sonra sıra bana geliyor, çağırılıyorum. Kapıdaki görevli diyor ki hiç heyecanlı görünmüyorsun, işi istemiyor musun? Yok ben çok soğukkanlıyımdır, pek heyecanlanmam, diyorum.




Evet, pek heyecanlı bir tip değilimdir ama aynı zamanda konuya çok hakimim, kendimden eminim. Korku duymuyorum.

Mülakat aynı zamanda uygulamalı. Sorulan sorulara sesim bile titremeden doğru cevaplar verdiğim gibi uygulamada kusursuz bir performans sergiliyorum. Tamam kalkabilirsin, komutuyla da mülakattan sevinçle çıkıyorum.

Ve 3 ay sonra sonuçlar açıklandığında adımı yedeklerde bile değil en son 3 kişinin arasında görüyorum. Çok afedersiniz tam da orada Oha, diyorum.

Şu ismi değişik geldiği için aklımda kalan kızımız ilk 3 içerisinde ve de çıkışta uygulama sınavının çok kötü geçtiğini söylediği halde! Uzun süre aynı ortamda oturduğumuz için ünsiyet kurduğumuz kız arkadaşların isimlerine bakıyorum, sorulara cevap veremedim, diyenler, sınavdan yüzü gözü ter içinde çıkıp uygulamayı yapamadım diyenler benden üst sıralarda. Tekrar çok affedersiniz Oha, diyorum.

Babam diplomattı ve yakın zamanda emekli oldu. Yani ömrünün neredeyse 40 yılını devlete adayan, gecesi gündüzüne karışarak çalışan bir adam. İlerleyişini kendi emeği, alın teriyle yaptığı için ilkeli bir adamdır. Benim için kimseyi araya sokmadı, sokmaz da... Yediğimiz paranın helal olmasını ister. Ama içeride arkadaşlarından öğrendiği kadarıyla (Allah'tan o kadarını yaptı, sağ olsun) aslında bakanlığın personel dairesine giden not listesinde jüriden 100 tam puan almışım.

Sonra neler değişti bilemiyoruz tabii. Tek bildiğim bakanlığın sitesinde yayınlanan notumun 58 olduğu. 

Hainler, insafsızlar. Bari yedek listeye koyup şakadan bir onore etseydiniz. Haha!

Tek üzüntüm, uygulamayı bile yapamayan birinin benim gibi okumaktan, tez hazırlamaktan boyun fıtığı olmuş, alanında şahane bir tez hazırlamış, tezi kendinden sonra gelenlere örnek olarak gösterilmiş birinin yerine geçmesi.

Biliyor ve inanıyorum ki ben orada da çalışsam, şu anki işimi de yapsam, hiçbir iş yapmasam da bir eve girecek olan rızkın miktarı aynıdır. Buna yürekten inanıyorum. Bu yüzden çok bir şey kaybettiğimi sanmıyorum ama samimiyetle söylüyorum; bu uğraşlarım sonucu elde ettiğim bilgimi devlete hasretmek arzusundaydım. Olmadı.

Sonra da birkaç denemem daha oldu, sadece keşke demeyim diye sonucu bilerek girdim. En azından onların çalışması bana ahiret rızkı oluyor. Ahirette hesaplaşırız nasılsa.

Aslında çok önce olan bir olaydı ve hapse girerim :P diye yazmayacaktım. Hahah! Ama benim gibi birçok mağdur olanların çok öfkeli olduğunu görüyorum. Onlara şu iki şeyi söylemek isteiyorum;n;

  • Ahirette karlı olan siz olacaksınız.
  • Eve girecek olan rızk bellidir. Helalinden ya da haramdan seçmek ise bizim elimizdedir.

Şimdi soruyorum sizlere; benim yerime liyakatsiz ve usulsüz bir şekilde gelen bu insanların yediği rızk helal mi?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Extraordinary You Konusu ve Yorumu

Nikah Hazırlıkları

Çirkin Kızın Güzelleştiği Diziler ve Filmler